Prof. Dr. Gürkan ARIKAN

       Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı

Gebelik bir antiaging midir?

Doğal Anti-Aging ilacı olarak gebelik

Gürkan Arıkan

Klasik bilgiler geç yaşta gebe kalanlarda tansiyon, gebelik diyabeti gibi hastalıkların sık görüldüğünü söylüyor. Hamilelik süresince düşük, erken doğum bebekte gelişim geriliği ve düşük doğum ağırlığı gibi durumların da daha sık görülebildiğini belirtmek gerekir. Bu yaşlarda doğumun olumlu etkilerini de gözlemlemekteyiz:

19. Yüzyıl Amerika'sındaki kayıtlara dayanan bir araştırmaya göre 100 yaşına ulaşan kadınlar, 80 yıl veya daha az yaşayanlara göre dört kat daha çok geç doğum (40 yaş ve sonrası) doğum yapmışlar. Amerika, Kanada, Çin, Norveç ve Almanya gibi birçok ülkeden 2 milyondan fazla aileye dair istatistikler geç hamileliklerin daha uzun bir yaşamın habercisi olduğunu gösteriyor.

Başlıca sebep olarak geç yaşta hamile kalanların genetik özellikleri, bebeğin anne karnında anneyi tedavi edici etkisi ve bebekle değişen sosyal koşulların pozitif etkisi olarak sıralayabiliriz.

İlk sebep genetik üstünlük

40 lı 50 li yaşlarda anne olan bayanların erkek kardeşleri gibi aile bireylerinde de geç yaşlarda baba olanların sık görülmesi, ve uzun yaşamaları bu durumun genetik bir miras olduğunu düşündürmektedir.

Detaylı araştırmalar, geç yaşlarda çocuk doğuran annelerin menapoz sonrası yaşamlarının daha uzun olduğunu gösteriyor. Amerika ve Kanada’da yapılan gerontolojik araştırmalar uzun yaşayan erkeklerin ailelelrinde 50 yaş cıvarında hamilelik ve doğum hikayesi olan kız kardeşlerin sıklığını da gösteriyor.

Tarih araştırmaları yardımcı üreme teknikleri veya doğum kontrol etkisi olmaksızın hamileliğin insan hayatına etkisini gösterdiğinden temiz ve güvenilir bilgiler vermekte. Böylece geç yaşta doğal yollarla hamile kalan bayanların daha uzun yaşadığını başka faktörlerin etkisini ekarte ederek incelemek mümkün olmuştur.

Amerika nınUtah eyaletinde yapılan bir demografik araştırma da 41 ve 44 yaşları arasında doğum yapan kadınların 50 yaştan önce ölüm risklerinin diğer kadınlara göre %6 daha az olduğunu göstermiştir. Aynı araştırmada 45 yaş ve daha sonrasında anne olanlarda yıllık mortalite (ölüm oranı) diğer kadınlara göre %14 daha az olarak bulunmuştur.

Kanada’da yapılan demografik çalışmalarda 42-45 yaş aralığında doğum yapan 4500 kadında ölüm oranlarının diğerlerine göre %7 daha düşük olduğu ve 45 yaş ve üstünde doğum yapan kadınlarda bu oranın %17 daha düşük olduğu tespit edilmiştir.  Bulgular kadınlarda geç yaşta doğumu sağlayan genlerin her iki cinste de uzun yaşam yönünde de etki ettiğini düşündürmektedir.

Bebeğin kök hücreleri ve DNA’sı anneye anti-aging etki yapıyor

Doğurganlığın ömre etkisinin kimi araştırmalarda 35 kiminde 40’lı yaşlardan sonra görülmesi, genetik bağıntının ötesinde doğrudan bebek ve hamilelik dokularına özel bir etkinin de olması gerektiğini düşündürmüştür.

Erkek bebek doğuran annelerin kanında 27 yıl sonra bile XY yani erkek kromozomu taşıyan hücreler bulunmuş ve ardından bebeğin anneye kan, plasenta ve amnion kesesi üzerinden kök hücre ve DNA’larını verdiği tespit edilmiştir.

Fetalprogenitör hücreler (öncü veya kök hücreler de denebilir), çoğu hamilelikte yıllar sonra dahi anne kanında ve kemik iliğinde tespit edilebilmekte, ihtiyaç halinde hasarlı veya hasta anne dokusuna göç etmekte, ve mesela deri, karaciğer, böbrek, kalp, sinir hücrelerine dönüşebilmekteler .

Amnion kesesi içinde bulunan kök hücreleri tümör hücrelerine dönüşmezler ve günümüzde tıpta tedavi amaçlı kullanılmasına dahi izin verilmektedir. Bu hücrelerin fazlası yıkılmakta ve hücre çekirdeğinde bulunan DNA matieryali de anne kanına göç etmektedir. Bu göç yolu ile annedeki pozitif etkileri bebeğin ‘annenin hamilelik boyunca sağlıklı kalması’nı kontrol ettiği şeklinde de yorumlayabiliriz.

Bu etki pratik hamilelerde ve doğum sonrasında cilt yaralarının ve kemik kırıkların hızlı iyileşmesi, endometrioz (çukulata kisti), romatoidartrid, sedef gibi hastalıklarda normalleşme, kanser oranlarının azalmasına kadar birçok alanda görülebiliyor. Gebeliğin ömür üzerine pozitif etkileri geç yaşta (40 yaş ve üstü) gebe kalanlarda ölçülebilir hale geliyor.

Son olarak gebeliğin pozitif psikososyal etkileri de tartışma götürmez: yaşam koşullarının gebeliğe bağlı olarak değişmesi, sorumluluk duygusu ve sevgi gibi pozitif duygular anne, baba ve büyükanne ve büyükbabanın da yaşam kalitesi üzerine ölçülebilir pozitif etkilere sahip. Gözlemler, gebeliğin intihar girişimlerini engelleyici etki gösterdiğini dahi ortaya koyuyor

Doktora Sorun
1000 sola karakterler